Batık veresiye nasıl önlenir? Kime veresiye verilir?
Oğuzhan Genç · · 4 dk okuma
Batık veresiyeyi önlemenin en ucuz yolu, borç doğmadan önce karar vermektir: kime açık hesap verilecek, ne kadar verilecek ve limit dolunca ne olacak. Tahsilat sorunlarının çoğu, ödemeyen müşteriden değil, limitsiz ve kuralsız verilen veresiyeden doğar. Ödemeyen müşteriye sonradan ne yapılacağını borcunu ödemeyen müşteri yazısında anlattık; bu yazı, o noktaya hiç gelmemenin yolunu anlatıyor.
Aşağıdaki öneriler mahalle bakkalından tesisatçıya, toptancıdan küçük atölyeye kadar açık hesap çalışan herkes için geçerlidir. Rakamlar örnek; kendi işinize göre ayarlayın.
Batık veresiye nedir?
Batık veresiye, vadesi geçtiği ve tahsil edilme ihtimali ciddi biçimde azaldığı için artık "alacak" gibi sayamayacağınız borçtur. Çoğu zaman tek seferde batmaz; küçük gecikmeler birikir, müşteri uğramamaya başlar, kayıt eskir ve hesap kendiliğinden unutulur.
Bu yüzden önlemin amacı iki şeydir: borcun büyümesini sınırlamak ve gecikmeyi küçükken fark etmek.
Kime veresiye verilir?
Herkese vermemek bir kabalık değil, işletmenin sigortasıdır. Karar verirken şu sorulara bakın:
- Müşteriyi tanıyor musunuz? Yıllardır gelen, adresi ve telefonu bilinen müşteri ile ilk kez gelen biri aynı değildir. Yeni müşteriye ilk alışverişlerde peşin satış, güven oluştukça küçük bir limit mantıklıdır.
- Geçmişte nasıl ödedi? Başka bir yerde ya da sizde gecikme alışkanlığı varsa limiti düşük tutun.
- Düzenli geliri var mı? Maaşlı çalışan ya da düzenli geliri olan müşteri, ödeme gününü bilir. Geliri belirsiz olan müşteriye daha küçük ve daha kısa vadeli açık hesap verin.
- Ulaşabiliyor musunuz? Telefonu kayıtlı, hatırlatma gönderebildiğiniz müşteri ile iletişim kuramadığınız müşteri arasında risk farkı büyüktür.
- Alışveriş tutarı hesabın gücüne uygun mu? Borcun aylık geliriyle kıyaslandığında büyük olması, ödeme zorluğunun en erken işaretidir.
Kural basit: tanımadığınıza peşin, tanıdığınıza limitli, uzun süredir düzenli ödeyene daha geniş limit.
Müşteriye limit koymak
Limit, bir müşterinin açık bakiyesinin çıkabileceği üst sınırdır. Limitsiz veresiyede borç, siz fark etmeden müşterinin ödeme gücünü aşar. Limit koyarken:
- Rakamı ödeme gücüne göre belirleyin. Müşterinin bir ayda rahatça ödeyebileceği tutarı düşünün; limiti bunun yarısından bir katına kadar tutmak güvenli bir başlangıçtır.
- Yeni müşteriyi düşük başlatın. Örneğin 500 TL ile başlayıp ödeme düzeni oturdukça artırın.
- Limiti müşteriyle konuşun. "Hesabınız 2.000 TL'ye kadar açık, onu geçince önce ödeme yapalım" cümlesi baştan söylenirse sorun çıkarmaz; limit dolduğunda aniden söylenirse küstürür.
- Limiti sabit saymayın. Düzenli ödeyen müşterinin limitini artırın, geciken müşterinin limitini düşürün ya da sıfırlayın.
- Limiti aşan satışta durun. Limit, ancak uygulandığı zaman işe yarar. İstisna yapacaksanız bunu bilinçli ve bir defaya mahsus yapın.
Veresiye Programı’nda her müşterinin güncel bakiyesi kartında görünür; böylece satış anında "bu müşterinin şu an ne kadar borcu var?" sorusunun cevabı bir bakışta elinizdedir. Limit kararı sizindir; program bakiyeyi görünür kılar.
Vade koyun: borç ne zaman ödenecek?
Limit tutarı sınırlar, vade ise süreyi. Vadesi olmayan borç, "ben ne zaman istersem öderim" borcuna dönüşür. Her veresiye satışta ödeme gününü müşteriyle birlikte netleştirin: maaş gününe, ay sonuna ya da hafta sonuna bağlayın. Tarihi kayıt açıklamasına yazın.
Vadesi gelen borçlar için Veresiye Programı müşteriye WhatsApp’tan otomatik hatırlatma gönderir; ayrıntılar için özellikler sayfasına bakabilirsiniz. Mesaj dilini borç hatırlatma mesajı örnekleri yazısından seçebilirsiniz.
Her satışı anında kaydedin
Kaydedilmeyen veresiye, tartışmalı veresiyedir. Akşama bırakılan kayıtlar eksik kalır; eksik kayıt da hem sizin hem müşterinin hesabını bulanıklaştırır. Satışı kasada ya da tezgâhta, müşteri oradayken kartına işleyin. Düzenli kayıt tutmanın temelleri için veresiye borçları nasıl takip edilir yazısına bakın.
Müşteriye ara sıra ekstre göndermek de alışkanlık haline gelirse, "ben bu kadar borçlanmadım" itirazı baştan kapanır.
Haftalık kontrol: gecikmeyi küçükken yakalayın
Haftada bir, on dakikalık bir bakış çoğu batığı önler. Şu üç listeye bakın:
- Limitine yaklaşan müşteriler: Bir sonraki alışverişte ödeme isteyin.
- Uzun süredir ödeme yapmayan müşteriler: Bakiyesi açık ve son ödemesi eski olanlara ilk sırada ulaşın.
- Vadesi geçmiş borçlar: Gecikme birkaç gündeyken hatırlatmak kolaydır; haftalar sonra zorlaşır.
Bir müşterinin ödemeyi aksattığını erken fark ederseniz, konuşma "borcunuzu ödeyin" değil, "bu hafta nasıl yapalım?" tonunda kalır.
Uyarı işaretleri
Aşağıdakilerden birkaçını görüyorsanız yeni veresiyeyi durdurmayı düşünün:
- Her ödemede bir bahane ya da erteleme
- Borç ödenmeden yeni veresiye talebi, üstelik tutarın giderek büyümesi
- Telefona çıkmama, dükkâna uğramama
- Kısmi ödeme sözü verip tutmama
- Başkalarının hesabına alışveriş yaptırmaya çalışmak
Tek başına her biri normal olabilir; birlikte görüldüklerinde ciddi bir sinyaldir.
Sık yapılan hatalar
- "Bir şey olmaz" diyerek limitsiz vermek. Küçük borç hızla büyür; kimse "en çok borçlanan müşteri" olacağını önceden söylemez.
- Her müşteriye aynı limiti uygulamak. Ödeme geçmişi farklı olan iki müşteri aynı risk değildir.
- Eski borç dururken yenisini vermek. Önce eski hesabı kapatın ya da bir ödeme planına bağlayın.
- Limit konusunu hiç konuşmamak. Beklenti baştan konuşulmadığında limit uygulamak kırgınlık yaratır.
- Hesabı hafızaya bırakmak. Kayıt yoksa limit de yoktur.
- Batmış borcu görmezden gelmek. Hesabı silmeden önce açıklamalı bir kapanış satırı bırakın; vergi ve muhasebe etkisi için mali müşavirinize danışın.
Özet: dört kural
- Tanıdığınıza ver, tanımadığınıza peşin sat.
- Her müşteriye limit ve vade koy, baştan söyle.
- Her satışı anında kaydet.
- Haftada bir bakiyelere bak, gecikmeyi küçükken yakala.
Bu dört kural, veresiyeyi bir risk olmaktan çıkarıp müşteriyi elde tutan kontrollü bir hizmete çevirir. Başlangıç için esnaf için veresiye takip rehberi ve veresiye defteri nedir, nasıl tutulur yazıları da işinize yarayabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki ya da mali tavsiye değildir.